18 Mart 2013 Pazartesi

Icimdeki vs. Disimdaki


21 hafta geride kaldi. Artik 5 aylik bir embriyom ve 2 yasinda bir oglum var! Anto dogali tam 2 yil oldu, ama gecirdigi degisim o kadar inanilmaz, o kadar buyuk ki, butun bunlarin sadece 2 senede olduguna inanmak guc. Insanoglu en buyuk gelisim ve degisimini hayatinin ilk 2 yilinda yasiyormus. Sonrasinda hersey yavaslayip normal seyrine basliyor, yorungeye oturmus uydu misali.
Bizim minik fuze de artik yorungesinde, ama akli fikri afacanlik ve de yaramazlik pesinde. Hayatinin her dakikasi oyunla geciyor, hersey oyun O’na. Nasil oluyor da en ufak alakasiz aktiviteyi oyuna ceviriyor benim aklim almiyor. Tabi O’nun hayati oyun olunca biz de oyuncak oluveriyoruz. Girmedigimiz sekil, olmadigimiz havyan kalmadi resmen.
Su siralar market alisverisini cok seviyor bizim cuce. Koca market arabasini iticem diye catliyor, kalabalik market koridorlarinda. Kendi super egleniyor, ama o anda alisveris yapan zavalli vatandas icin ayni sey soylenemez. Herkesin arabasina carpa carpa ilerliyor. Ben de arkasindan cok sesli “pardon” korosu olarak ilerliyorum. Carpma bir derece, hasar raporu tutulmayacak kadar cuzzi; “cizik bile yok abi, trafigi kapattigimiza degmez” deyip hellasiyoruz. Asil sorun, Anto’nun raflardan rastgele sectigi urunler! Raftan gozune kestirtigi urunleri alip, en yakinindaki alisveris arabasina veya sepetine ativeriyor. Ara sira bizimkini tutturuyor ama cogunlukla, olan yine zavalli vatandasa oluyor. Anto onlarin yerine alisveris yapip sepetlerini doldururken, onlar raflarda diger urunleri aradiklari icin bizim cuceyi farketmiyorlar. Artik Anto, vejeteryanlara kiyma, Musevilere domuz eti kakaliyorsa da, ben nasil olsa kasada oderlerken fark ederler diye umarak sesimi cikarmiyorum (yasasin kotuluk). Yoksa bir takim evlerde, carsidan altin bir tane eve geldim bin tane durumu yasaniyor olabilir. Ama naparsin, hayat bu, suprizlere acik olmakta fayda var!!!
Anto’nun olmazsa olmazlarinin basinda scooteri geliyor. Bir numarali ulasim araci scooter, babasinin arabasini da cok seviyor, ama o her zaman sofor koltugunda olmayi tercih ediyor. Scooterla jetgiller seklinde basiyor gidiyor, ardina bile bakmadan… Ben artik 5 aylik gobegimle arkasindan cok kosamadigim icin, babasi kosturuyor. Ama ogrendigi faydali birsey var ki, arkasindan “yavas” diye bagirdigimda hemen frenliyor, ve yavasliyor. Scooterin en zevkli tarafi baska scooterli cocuklarla cete olmak, onlarin arasinda girip, yarismak. Dun sabah parkta, 2 cocugun pesine takildi ayrilmadi. Parktan ciktik cocuklarin pesine, az kalsin evlerine oglen yemegine misafir oluyorduk ki, bizimki dogru yolu buldu. Cocuk inatci, vazgecmiyor, unutmuyor, kandirilamiyor. Bak havada kus var, yerde sincap var diyorsun, bana misin demiyor, “yemezler” bakisi atip yoluna devam ediyor!
Yas oldu 2, ama hala konusmuyor bizim cuce! Hani yeni dil ogrenenler veya catpat konusanlarin tipik lafidir ya “ anliyorum ama konusamiyorum”. Bizimkinin de icinde bulundugu durum budur. Fransizca, Ingilizce, ve Turkce arasinda gelgitler yasiyor. Bir suru kelime soyluyor, her dilden caliyor. Ama cumle kurmaya gelince, “nerde ipad”, “nerde iphone”, “burda”, “buldum”, ve de “doydum”, haricinde birsey demiyor.
Cocuk konusmuyor ama Ingiliz alfabesini hatim etmis durumda! Butun harfleri biliyor, taniyor, 1’den 10’a Ingilizce, Turkce, Fransizca sayabiliyor. Simdiler de ise, renkler uzerinde calisiyor tabi Ingilizce. Butun bunlarin sorumlusu bizim ipad ve de i-sel. Aysel daha onceki hayatinda ogretmenlik yaptigindan sanirim, surekli bir ogretme cabasi icinde! Anto’nun super zeki oldugunu savunuyor. Hatta bazen bizi bile inandiriyor. Ama gel gor ki, Anto yagmura “cis” deyince anliyoruz ki, o kadar da dahi bir tip degil kendisi… Aysel’e anlatmaya calisiyorum, alfabe iyi guzel de ne zaman cisini kakasini soyleyecek bu cocuk sen ondan haber ver diyorum!
Gecen Cuma hastanedeydik, ikinci ve son ultrasonumuz icin. Burda hamilelik dediginiz surec, toplamda 3-5 ebe gorusmesi ve 2 adet ultrasondan ibaret (12 ve 20. Haftalar). Ilk hamileligim de doktor gormeden gecmisti, ikinci de simdilik doktorsuz seyrediyor. Burda hamilelik hastalik olarak gorulmedigi icin surekli doktor ve ultrason pesinde kosulmuyor, doktor doktor gezilmiyor. Onceleri bu durumu cok yadirgasam da artik ben de ayni mentalitedeyim. Dunyanin en dogal olayina dogal yaklasiyorum.
Ama burda bilgide taviz yok, hamilelik ile ilgili her turlu bilgiyi sagliyorlar. Ne yemeli, ne icmeli, nasil oturmali/kalkmali, nasil yatmali, nasil egzersiz yapmali, arabada emliyet kemerini nasil baglamali, dogum yontemleri, anestezi riskleri, emzirme, bebek bakimi, hatta bebegi hastaneden eve nasil tasimaliya kadar, akliniza ne gelirse anlatiyorlar. Hamilelikte ihtiyaciniz olan en onemli sey, hayatinizi kolaylastiracsak dogru bilgi, bunu da burda anladim.
Cumaya geri donecek olursak, 2. Ultrasonun amaci bebegin organlarini kontrol etmek. Ultrason gibi bir teknoloji bile, yavrunuz, icinizde size arkasini donup kollari bacaklari kapadiysa caresiz kaliyor. Biz yine ultrason da rezilleri oynadik. Bizimki icerde uyuyormus, teknisyen abla yine atla karayi secti uyandirmak icin. Saga don sola don gibi basit yontemler ise yaramayinca, gidip sekerli bir seyler yemem tavsiye edildi, ben de itiraz etmeden toblerone’lari goturdum. Ama nafile, sonuc degismedi, bizimki yonunu degistirmedi. O zaman hastane etrafinda bir tur kosmam tavsiye edildi. Onu da yaptim,deli gibi sogukta. Sonrasinda bizim 8 bize acimiz olacak ki, organlar yavas yavas gorundu... Hayatimda hic bu kadar mesekkatli bir ultrason deneyimi yasamamistim. Kaderin cilvesi olsa gerek, icinizde uyuyan bir bebegi 3 kisi uyandirmaya calisip basaramazken, disiniza ciktigi andan itibaren 30 kisi de uyutmaya calissa uyumayacak olmasi…
Ultrasonun en can alici ani ise, 8’in cinsiyetinin ortaga ciktigi andi! O bir, ERKEK bebek! Sevgilimin tepkisi “YESSSS!!!! I knew it!!!!” seklinde oldu! Erkek cocuk istedigini bu kadar da belli etmeye gerek yoktu ama dogal reaksiyon kendini ele verdi! Tabi ki her zaman saglikli evlat hayalindeyiz, cinsiyet farketmez. Ama yine de beni bir dusunce aldi, ben ve 3 erkek, nasil olacak bu isler, azinliklarin haklarini nasil savunacagiz, ne tur acilimlar gerekecek..Zaman gosterecek!
Birinci ve ikinci hamilelik arasindaki farklar :
Birinci hamilelik : Butun enerjiniz icinizde buyuyen canliya kanalize olmustur
Ikinci hamilelik   : Butun enerjiniz disinizda buyuyen canliya kanalize olmustur
Birinci hamilelik : Bebek alisverisi heyecani sarmis dort bir yani
Ikinci hamilelik   : Eski kiyafetleri nereye kaldirmistik dusuncesi sarmis dort bir yani
Birinci hamilelik : Rahibe Teresa seklinde yasamaya baslanmistir
Ikinci hamilelik   : Teresa’nin ruhu sad olsun, ama hayat son hiz devam etmektedir
Birinci hamilelik : Hamile kiyafet modasini yakin takibe gecilmistir
Ikinci hamilelik   : Kot pantalon ve gomlek forma olmustur (GAP maternity’den sasilmamistir)
Birinci hamilelik : Hamilelik ile ilgili butun kitaplar satir satir okunmustur
Ikinci hamilelik   : Cocuk egitimi ile ilgili butun kitaplar, “bu sefer taviz vermeyecegim” mantigiyla okunmustur, onemli satirlarin alti fosforlu kalemle cizilmistir
Birinci hamilelik : Surekli hamileligi dusunerek, planlar yapilmistir
Ikinici hamilelik  : Hamile oldugunuz surekli baskalari tarafindan hatirlatilmistir

2 yorum:

  1. bayiliyorum senin yazilarina Asli yine yine harika.
    Minigi uyandirmak icin Anto ile alisverise de cikilabilirmis bak anladigim kadariyla bir dakika durul(a)mayan bir aktivite dizin icin alisveris :)

    YanıtlaSil
  2. Sagol Gulcinciim, alisverisi marketlerin tenha oldugu saatlere denk dusurmeye calisiyoruz artik :))

    YanıtlaSil