23 Eylül 2013 Pazartesi

2 Numara olmanin dayanilmaz hafifligi!!!

“Benim adim Alex ve ben bir sutkoligim”.

Bizim iki numara acayip sutcu cikti, “6 haftalik bebeden ne bekliyordun ki” diyeceksiniz, karisik pizza meraklisi olacak hali yoktu. Ictikce icesi geliyor, paylastikca artan tat misali! Icsin yarasin tabi, yariyor da… 5. Haftada kilo olmus 5kg. Ulke ortalamasinin biraz uzerinde seyrediyor, bacaklar tombul, yanaklar dolgun. Anto cok siska bir bebekti, agiz tadiyla minciklamak nasip olmamisti.Kismet ikinciyeymis. Bol mincikli bol sutlu az uykulu geciyor gunler su sira.  Tek teselligimiz, sikmalik portakal kivamindaki Alex’in ayni zamanda, gulen bebek olmasi. Sut ictigi ve sut icmek icin avaz avaz agladigi anlar disinda hep guluyor.  Tabi neden guldugu mechul, super espriler yapiyoruz diye bir iddiamiz yok, zira anlamsiz sesler cikarirken buluyoruz kendimizi cogu zaman!
Bir de cok hareketli bir bebek Alex. Eller kollar surekli hareket halinde. Sanki yerli ickinin (sut) limitsiz oldugu bir barda “eller havaya” esliginde gununu gun eder gibi… Durdurabilene askolsun!

Bu kadar sut icen bir bebekten beklendigi uzere surekli  bir alt degistirme operasyonu gerektiriyor. Kendisi bir gaz bombasi, ve maalesef bizi de savunmasiz yakaliyor her seferinde.  Ustune ustuk her bezini acisimizda bir de kisa menzilden tazyikli cise maruz kaliyoruz! (bkz. Erkek cocugun pipisi var)

KUZU
Ikinci cocuk olmanin ne kadar zor oldugunu da yeni yeni idrak ediyorum. Ben ailenin en buyugu olarak bunun ne demek oldugunu hic bilmemisim meyer. Ikinci cocuk oncelikle birinci cocugun estirdigi terorun kurbani oluyor. Bizim Anto cok sicak, cok sevecen, kucuk kardesini cok seviyor desek de, kendisi kuzu kiliginda bir kurt! Surekli gelip seviyor opuyor oksuyor Alex’i, biz de bu mutluluk tablosuyla hipnotize olmusken bir tane patlativeriyor kafasina! Sag gosterip sol vuruyor. Zavalli Alex neye ugradigini sasirip aglamaya basliyor tabi ki! Evet artik Anto kara listede, her adimi yakin takipte, gizli planlarini su uzerine cikarmak icin butun ekip ugrasiyoruz. Alex’e yaklastigi istihbaratini alir almaz, dort koldan atliyoruz Alex’i kurtarma amacli. Sanirim bu ask ve nefret iliskisi bir sure daha devam edecek, dolayisiyla biz de teyakkuzda olacagiz.

Ikinci cocuk sayesinde farkina varilan diger bir sey ise, ilk cocugun ne kadar buyuk oldugu. Cok degil  6 hafta oncesine kadar Anto bizim bebegimizdi, minicikti gozumuzde. Ancak Alex gelince, Einstein’in relativity kanunu devreye girdi,ve birden Anto buyudu, serpildi.  Bizim Alex onun yaninda bonzai agaci gibi kaldi. Alex’den sonra Anto’yu kucagima alinca Naim Suleymanoglu gibi hissediyorum kendimi.
Ikinci cocugun kadersiz oldugu diger bir konu ise, cok daha ozensiz buyumesi. Ilk cocuktaki itinanin zerresi yok. Anto’nun elinin degdigi hersey 50 kere sterilize edilirdi, bir sene de sterilizasyon uzmanligimi almistim. Alex’in ise herseyi cabucak sudan gecirilerek kullanima tekrar dahil ediliyor. Napalim bagsiklik sistemi guclenir diyerek kendimizi avutuyoruz!

Ama tecrube gibisi yok su hayatta. Simdilerde cok daha bilincliyiz, (vurdumduymazin satafatli hali) her durumda panik atak olmuyoruz. Her bit kadar konu uzerinde saatlerce tartisip, internet arastirmasi yapmiyoruz, gidip herseyin en modasini en pahalisini almiyoruz!

Anto’nun yeni dogdugu haftalardi, bir aksam sevgilimle “artik ayaklarimizi uzatip bir film seyretmeye haziriz” diye heveslenip, TV’nin karsisina gecmistik. Anto yanimizda uyurken(sanki film bitene kadar uyanmayacakmiscasina) misir bile patlatip (currete bak), actik bir sinema filmi. Tecrubenin onemi iste bu noktada devreye giriyor. Sectigimiz film, o zamanlarin blockbuster’I “Inception”, hani su Leonardo Karpacyo’nun oynadigi sirlar, bilincalti, ruyalarla suslu filmi! Filmi kac saatte bitirdik hatirlamiyorum simdi ama 148 dakikada bitmedigi kesin. Bir yandan Anto aglar, onu emzir, gazini cikar, diger yandan Leonardo hangi ruyada neyin pesinde diye cakmaya calis. Ben o filmden bir bok anlamadim, ve hala da sorsaniz konusu tam olarak neydi diye “sirlar, bilincalti, vs vs” diye gecistiririm!

Bu sefer ayni hataya dusmedik, hele de iki cocukla mazallah! Gayet seyri kolay, beyin gerektirmeyen, icinde Adam Sandler (beyin gerektirmeyen filmlerin on sarti) olan bir romantik komedi seyrettik basariyla! Ama gelin gorun ki su an sorsaniz, konuyu birakin, filmin ismini bile hatirlamiyorum… Eh demek ki, tecrube cok onemli olsa da, “kelin merhemi olsa basina surermis” atasozu cok daha onemli ve anlamliymis!


Anlasildigi uzere, hayat zorlasti, vakit kisaldi, uyku karaborsaya dustu yine. Ama dedim ya, Alex bir gulen bebek, gulunce guller acan bir bebek. Anto da zaten ilk goz agrisi, arkasindan 5 bebek daha gelse de degismeyecek bir mertebe. (bkz. Ikinci cocugun bahtsizligi J) Herseye deger, yorgunlukla gelen bu mutluluk!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder