“Benim adim Alex ve ben bir sutkoligim”.
Bizim iki numara acayip sutcu cikti, “6 haftalik bebeden ne
bekliyordun ki” diyeceksiniz, karisik pizza meraklisi olacak hali yoktu.
Ictikce icesi geliyor, paylastikca artan tat misali! Icsin yarasin tabi,
yariyor da… 5. Haftada kilo olmus 5kg. Ulke ortalamasinin biraz uzerinde
seyrediyor, bacaklar tombul, yanaklar dolgun. Anto cok siska bir bebekti, agiz
tadiyla minciklamak nasip olmamisti.Kismet ikinciyeymis. Bol mincikli bol sutlu
az uykulu geciyor gunler su sira. Tek
teselligimiz, sikmalik portakal kivamindaki Alex’in ayni zamanda, gulen bebek
olmasi. Sut ictigi ve sut icmek icin avaz avaz agladigi anlar disinda hep
guluyor. Tabi neden guldugu mechul,
super espriler yapiyoruz diye bir iddiamiz yok, zira anlamsiz sesler cikarirken
buluyoruz kendimizi cogu zaman!
Bir de cok hareketli bir bebek Alex. Eller kollar surekli
hareket halinde. Sanki yerli ickinin (sut) limitsiz oldugu bir barda “eller havaya”
esliginde gununu gun eder gibi… Durdurabilene askolsun!
Bu kadar sut icen bir bebekten beklendigi uzere surekli bir alt degistirme operasyonu gerektiriyor. Kendisi
bir gaz bombasi, ve maalesef bizi de savunmasiz yakaliyor her seferinde. Ustune ustuk her bezini acisimizda bir de kisa
menzilden tazyikli cise maruz kaliyoruz! (bkz. Erkek cocugun pipisi var)
| KUZU |
Ikinci cocuk sayesinde farkina varilan diger bir sey ise, ilk cocugun ne kadar buyuk oldugu. Cok degil 6 hafta oncesine kadar Anto bizim bebegimizdi, minicikti gozumuzde. Ancak Alex gelince, Einstein’in relativity kanunu devreye girdi,ve birden Anto buyudu, serpildi. Bizim Alex onun yaninda bonzai agaci gibi kaldi. Alex’den sonra Anto’yu kucagima alinca Naim Suleymanoglu gibi hissediyorum kendimi.
Ikinci cocugun kadersiz oldugu diger bir konu ise, cok daha
ozensiz buyumesi. Ilk cocuktaki itinanin zerresi yok. Anto’nun elinin degdigi
hersey 50 kere sterilize edilirdi, bir sene de sterilizasyon uzmanligimi
almistim. Alex’in ise herseyi cabucak sudan gecirilerek kullanima tekrar dahil
ediliyor. Napalim bagsiklik sistemi guclenir diyerek kendimizi avutuyoruz!
Ama tecrube gibisi yok su hayatta. Simdilerde cok daha
bilincliyiz, (vurdumduymazin satafatli hali) her durumda panik atak olmuyoruz.
Her bit kadar konu uzerinde saatlerce tartisip, internet arastirmasi yapmiyoruz,
gidip herseyin en modasini en pahalisini almiyoruz!
Anto’nun yeni dogdugu haftalardi, bir aksam sevgilimle “artik
ayaklarimizi uzatip bir film seyretmeye haziriz” diye heveslenip, TV’nin
karsisina gecmistik. Anto yanimizda uyurken(sanki film bitene kadar
uyanmayacakmiscasina) misir bile patlatip (currete bak), actik bir sinema
filmi. Tecrubenin onemi iste bu noktada devreye giriyor. Sectigimiz film, o
zamanlarin blockbuster’I “Inception”, hani su Leonardo Karpacyo’nun oynadigi
sirlar, bilincalti, ruyalarla suslu filmi! Filmi kac saatte bitirdik
hatirlamiyorum simdi ama 148 dakikada bitmedigi kesin. Bir yandan Anto aglar,
onu emzir, gazini cikar, diger yandan Leonardo hangi ruyada neyin pesinde diye
cakmaya calis. Ben o filmden bir bok anlamadim, ve hala da sorsaniz konusu tam
olarak neydi diye “sirlar, bilincalti, vs vs” diye gecistiririm!
Bu sefer ayni hataya dusmedik, hele de iki cocukla mazallah!
Gayet seyri kolay, beyin gerektirmeyen, icinde Adam Sandler (beyin gerektirmeyen filmlerin on sarti) olan bir romantik
komedi seyrettik basariyla! Ama gelin gorun ki su an sorsaniz, konuyu birakin,
filmin ismini bile hatirlamiyorum… Eh demek ki, tecrube cok onemli olsa da, “kelin
merhemi olsa basina surermis” atasozu cok daha onemli ve anlamliymis!
Anlasildigi uzere, hayat zorlasti, vakit kisaldi, uyku
karaborsaya dustu yine. Ama dedim ya, Alex bir gulen bebek, gulunce guller acan
bir bebek. Anto da zaten ilk goz agrisi, arkasindan 5 bebek daha gelse de
degismeyecek bir mertebe. (bkz. Ikinci cocugun bahtsizligi J) Herseye deger, yorgunlukla gelen bu mutluluk!!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder