29 Ağustos 2012 Çarşamba

Nasil anlatsam, nerden baslasam....

Tatil bitti. Bodrum'dan su an 2700 km uzaktayiz. . Insan gocmen kus misali. Adapte olma kapasitemize hayran olmamak elde degil. Bunye herseyi almaya musait. Daha gun bu saatlerde serin sularda ters kulac atiyorduk, bikiniler uzerimizde. Oysa simdi ?!@!?...

Agustos yaz yagmuru gibi geldi gecti. Anto'lu bi tatili daha tek parca seklinde atlattik Allah'a sukur. Dun aksam 7'de Gundogan'i resmi torenle terk edip sabaha karsi 4'de Londra'daki yatagimiza attik kendimizi. Ucak yolculugu malum, kuyruk beklemekten ibaret. Havaalani kapisindan girer girmez ilk guvenlik kuyrugu, sonra check-in kuyrugu, sonra pasaport kuyrugu, sonra boarding kuyrugu, sonra ucaktan inis kuyrugu, tekrar pasaport kuyrugu, arada da beklenen valiz olayi. Kucakta cocukla bu kuyruklar uzadikca uzuyor. Kucakta yanlis oldu, kucakta durmayan cocukla bu kuyruklar uzadikca uzuyor demeliyim. Anto bi dakika ayni yerde durmayan bir kucuk insan. Deliler gibi kosuyor bir asagi bir yukari. Guc bela ucaga binmeyi becerdik ama ucakta da sonuc degismedi. Daracik koridorda gece 12'ye kadar kosturdu. Ucakta uyumayan cocuk-bebek sinifina ait tek canli kendisiydi. Coluk cocugu birakin, yetiskinler bile uyuyordu. Cigliklarla kosturan bir deli vardi, o da bizimkiydi. Nobetlese pesinden kosan zavallilar da anne-baba durumundan biz olduk tabi. Ucagin tekerleri yere degdiginde bayildi uyudu yorgunluktan. Alti parca parca valiz, kucakta uyuyan Anto, bitmek bilmeyen pasaport kuyrugu... Eve donmenin dayanilmaz hafifligi.

Bodrum hepsine deger tabi. Icimiz isindi, disimiz karardi. Aile toplandi. Kimse eksik kalmadi, yoklama tamamdi. Anne/baba "burda", Zeynep/Alisait "burda", Salih Dayi "burda", Teyzeler "burda", kuzenler kismen "burda", Burcu ve seker kabilesi "burda", Gozde "burda", Emre/Meltem "burda". En sevdiklerim "burda"! Yanisira, Bodrum biicleri, barlari, pazarlari,balikcilari "burda"!

Hasret gidermenin en guzeli hali tatil modu bence.. Herkes relax, herkes bronz, herkes mutlu. Ama kargasa kaos diz boyu o ayri. Herkes ayri telden caliyordu, cocuklar bebeler, aglayanlar, acikanlar, yuzenler, yuzmeyenler, uyuyanlar, uyananlar, ayiklar, sarhoslar... Ismin her hali mevcuttu.

Evde surekli bir mutfak aktivitesi, gunde abartisiz 4-5 cesit yemek yapildi, ve maalesef her yapilan yenildi. Ama en cok da domates ve seftali yenildi evin Ingilizleri tarafindan. Unutmusuz domatesin ne kadar kirmizi, sulu ve lezzetli olabilecegini, seftali da keza! Yemek olayi bu kadar abartilinca her gun duzenli olarak 3 posta Migros'a gidildi. Denize mi geldik Migros'a mi anlamadik. Turk kahvesi otomatige baglandi, bir alisveris bir fis gibi. Annem bu yaz MI6'in basindaki Bayan M misali, olaylari oturdugu yerden yonetti. (Zira bacak kasinda odem olmus, yuruyemez vaziyetteydi) Tabi butun aktivite de evimizin James Bond'u Imran'a kaldi. Her ise O kostu, bizi kahvesiz, camasirsiz, utusuz birakmadi! Onsuz tatil tatil olmazdi. Denize girmemize imkan saglayan Zarina'yi da atlayamam. Onun gorevi en zorlusuydu, Anto'nun pesinde kosmak. 40 derece sicagi dinlemeden bisikletle Anto'yu gezdirmek, sitede 50 tur atmak ona dustu. Ozbekistan'da kendi yavrusunu birakip gelmis, baskalarinin yavrularina bakiyor, kendi yavrusuna daha iyi bir gelecek verebilmek icin. (Kacak falan da degil, butun izinleri tamamdi ) Annelik uzaklikla da olculmezmis anladik. Herseye ragmen, guler yuzu, kirik Turkce'siyle eglendirdi bizi ve Anto'yu. Hepsinden daha da komigi babamdi. Adama cin girdi. Bir hafta boyunca is yapti. Masa topladi, Turk kahvesi yapti, hatta bahce supurdu Anto'yla! Tabi hemen okuyup ufledik, neme lazim, ikinci hafta itibariyle cin cikmisti! Hayat normale dondu, Sait'in adi tekrar Siesta oldu..


Minik kuslar, Alisait ve Anto, bu yaz buzlari eritti. Oyuncak paylasimi baslarda Kardak kayaliklari gibi sorun olduysa da, butun diplomatik krizler tatliya baglandi(herseyden iki tane alinarak), Birbirlerinden kopyalama yontemiyle bir suru numara ogrendiler. Her ne kadar ortama kiskanclik hakim olsa da, ayrilik ikisine de koydu! Kendi dillerinde "yine goruselim, arayi uzatmayalim abi" seklinde anlastilar.

Ancak korktugumuz basimiza geldi. Anto denizi sevmedi! Suyu sevip denizi sevmemek nasil is anlamadik. Havuza sokuyoruz gule oynaya giriyor, denize sokuyoruz cigligi basiyor. Ne yaptiysak ikna edemedik inatci cuceyi! Guzelim deniz dururken, klorlu sulari yuttu duduk. Artik seneye Allah kerim. Simitleri, kolluklari, can yeleklerini, botlari oksijen yetmezligi riskine ragmen sisiren zavalli Zeynep de bosuna sismis oldu! Botla da karada oynandigi icin, sisirildikten 10 saniye sonra patladi zaten.

Coluk cocuk karga gurultu derken biz de sistik tabi. Iste o anda, bebelere, sevgililere, aileye bir klark cektik, evdekiler ininin dedi ininin ininin inininin....Gozde, Burcu, ben kendimizi Turkbuku barlarina attik. Yanimizda iki kisi daha vardi tabi, Cin ve Tonik. Felekten calinan gecenin eglencesi bol, sonu da bize gol oldu. Kendimizi corbaciya zor attik, cin ve tonigi geride birakarak. Yanisira arabamizi da biraktik, taksilere dagildik, cunku feci dagildik. Ama pisman degiliz yine olsa yine yapariz!!!


Bizim koye en yakin medeniyet Yalikavak oldugundan, genelde orda takildik. Hali hazirdaki Marinasi bu sene daha da buyumus. Iki restoran ( biri bizim favorimiz Sait'in yeni yeri) ve bir gece klubu eklenmis Marina'nin ucuna. Tarif edeyim neye benzedigine siz karar verin! Ince uzun bir patika yoldan yuruyorsunuz (aslansiz), yolun sonunda kocaman mermerden yapilar var. Kutu kutu... Ben direk "burasi Anitkabir mi" oldum! Ata'nin ani defterine baktim goremedim, yoksa yazacaktim, "bu nedir yaa" diye... Sonra soylediler Azeri isadami yapmis. Bodrum'un B'sinden haberi olmayan ama bol P'arasi olan birisi... Bir Allah'in kulu da cikip dememis adamcagiza, Bodrum'un sahsina munasir bir mimarisi var, beyaz evleri, taslari, begonvilleri var diye... Dagdan gelip, bagdakinin sehrine alakasiz cirkin binalar dikmek yabancisi olmadigimiz bir durum ama yine de icim ciz etti. Isin kotusu adam seneye butun marinayi bastan yapacakmis. Gormek icin sabirsizlaniyorum! Bu efkari dagitmak icin mermer mozolenin icindeki gece klubu Billionare'e attik kendimizi, sansimiza ekibin kalani Cin ve Tonik de ordaydi!

Evde oldugumuz aksamlar cogunlukla mangal vardi. Mangalin basinda da sevgilim. Londra'da buyuk hevesle aldigi ve bitmeyen yagmurlarla elinde patlayan barbekunun acisini Bodrum'da cikardi. Bir magden komuru rahat bitirmisizdir. Mangalda baligin yeri zor doldurulur. Herne kadar ben Anto'yu uyutma gorevinde oldugum icin mangallarin hep kullerine yetissem de kulkedisi olarak kuller de yetti bana!

Mangaldan ve Anto'dan arta kalan zamanlarda sevgilimin aktivitesi kitaplariydi(Olaylara Fransiz kalinca Fransizca kitap okumaktan baska caresi kalmadi). Her yaz koca koca kitaplari tasirdik, bu yaz butun kitaplari bir kucuk alete sigdirdik. Ben ona Kindle Supriz diyorum. Amazon'un super icadi Kindle. Kitap okumanin en kolay yolu. Istemedigin kadar kitap dergi gazete tek sayfalik bir kitabin icinde. 3G de var, dunyanin neresine gidersen git, butun kitaplar emrinde! Herkese Kindle Suprizi tavsiye ediyorum. Ama henuz Turkiye'de yok sanirim, Turkce e-kitap bulamadim ben. Ancak Kindle'siz Bodrum biiclerinde en cok gozume carpan kitap Ahmet Şık'ın Pusu'su oldu, hemen hemen her sezlongun uzerinde havlu misaliydi (Alem ve Samdan'dan sonra tabi ki....)

Agustos Bodrum'da gule oynaya, bol cocuklu, bol yemeli icmeli, cumbur cemaatli gecti. Bizim icin en guzel tarafi Anto'yla beraber kesintisiz vakit gecirmek oldu. Cocuk, anneyi babayi 7/24 yaninda buldu, surekli boynumuza sarildi, pacamizdan ayrilmadi. Numaralarina yeni numaralar ekledi, arasira hepimizi kekledi! Bodrum'dan ayrilmak zor oldu.Yoklamada "burda" diyen herkesle vedalastik. Bir daha ki yaza kesin goruselim ama yaza kadar da beklemeyelim dedik. Bodrum'un serin sularindan, Londra'nin serin havasina donduk. Anto, Aysel'e ve parklarina kavustu. Sevgilim ESPN'nine kavustu (malum futbol sezonu tam gaz basladi). Bense hala "Allah kavustursun" modundayim.



 

2 yorum:

  1. tatillerin gidisi guzel de donusu :(
    Nasil sevmezsin denizi Anto ya seneye bir sans daha ver denize bence pisman olmayacaksin :)
    Niceleri olsun hepimize :)

    YanıtlaSil
  2. Di mi ama Gulcin, bizimki tam ariza! Ben ozledim simdiden denizi kumu... Nassi gecicek koca kis bilmiyorum!

    YanıtlaSil