Alex'e anlatmaya çalıştım, en kısa zamanda yüzbin milyon baloncuk kilo vermemi sağlaman gerek diye, ama kız bana kibarca istediğin imkansız, ben sana hayat boyu sürecek bir program yapıyorum, yaşam tarzını alışkanlıklarını sonsuza dek değiştirmeyi amaçlıyorum dedi. Haydaaa, tekrar anlatmaya çalışayım, bak ben Adanalıyım, benim hayat tarzım kebap ve benzeri lokmalar üzerine kurulu, asansör varsa merdiven çıkmam (eh prensip meselesi), sabahın köründe kalkmak için alarm kurmam... Hedefi koyduktan sonra en kısa en kestirme nasıl ulaşabilirim onu düşünürüm dedim. Kızcağız bu dediklerimi espri sandı ve gülüp geçti. Ama beni çok seviyor, yani proje olarak. "Tam aradığım adamsın, sıfırsın, dibe vurmuşsun artık ancak iyiye gidebilirsin, etin benim kemiğin benim" dedi. Benim halimdem bu kadar zevk almasına ve suratındaki şeytani gülümsemeye biraz içerlesem de başka çarem olmadığını biliyordum... No pain, no gain!
Ve işte tükürdüğümü bir kez daha yalayarak hiç sevemediğim eski spor salonum Virgin Active'e geri döndüm, üye oldum. Herşey bıraktığım gibiydi, kafayı fitness'la bozmuş bir grup terli insan hababam koşuyorlar ama yerlerinde sayıyorlar! Eh napalım, aşk çekenin yol gidenin. Ben de paşa paşa gidiyorum artık. Tek tesellim gündüzleri salonun en boş olduğu vakitte gitmek, o saatlerde normal insanlar işinde gücünde olduğu için salonda sadece kaslarını seyretmekten zevk alan ufak bir grup oluyor. Orta yaşlı hatta yaşlı kadınlar, ama görseniz hepsi Eda Taşpınar'a taş çıkartır, karınları kastan yapılmış fıstıklı Antep baklavasından farksız. Ben onlara bakmaktan hareketlerimi layiği ile yapamıyorum o derece dikkatimi dağitıyor, 'elalemin kası seni mi gerdi' diyeceksiniz ama durumum vahim. Ben o kasları yapabilmek için şimdi çalışmaya başlasam ancak onların yaşına eriştiğimde belki benzeri bir görüntüye ulaşırım (takribi 10-15 sene). Vallahi kimsenin kaslarında gözüm yok, ben haram kas da yemem. Ben zaten bir arkadaşa bakıp çıkıcaktım!
Daha önceki spor anılarımı bazılarınız bilir, beni en çok şoka sokan soyunma odalarıdır. Spor sonrası duş alan insan toplum içinde ne yapar:
a) Havlusunun altından hızlıca iç çamaşırlarını giyer
b) Havluyu atar ve anadan doğma bir şekilde sala sola salınır
Benim beklentim ve cevabım A şıkkı, her zaman A. Ama burdaki ahalinin A'dan haberi yok... Anadan doğma önce bütün vücut kremleniyor/yağlanıyor mubarek Kırk Pınara hazırlanıyor sanki. Saçlar kurutuluyor, hatta yanındakilerle sohbete dalınılıyor. Bu kadar işi görürken o donu giymek aklına gelmiyor ya ben de ona şaşıyorum!!!! Adı soyunma odası diye bu kadar da abartılmaz ki. Neyse sanırım ben fazla muhafazakar kaçıyorum, bırakın dağınık kalsınlar!
İyisiyle kötüsüyle spor salonu maceralarım da tam gaz başlamış oldu. Evde de hayat tam gaz devam ediyor tabi ki. Alex henüz mutluluğundan birşey kaybetmedi, olur olmaz gülüyor, durduk yere kahkahalar patlatıyor. Bu neyin kafası anlamadık. Hergün gizlice aldığı pembe haplar falan mı var diye meraklanıyoruz. Hayır varsa bilelim ki biz de içelim! Belki de suda bir numara vardır, Anto doğduğundan beri sadece Evian içiyor, ama Evian baby reklamlarındaki etkiyi henüz görebilmiş değiliz. Oysa Alex direkt musluk suyu içiyor, dolayısıyla suda bir numara olması olası... Olayın sırrını çözersem bir dahakine paylaşırım.
Alex ne kadar şenşakrak oluyorsa Anto da bir o kadar hırçın olabiliyor. Bu astığı astık kestiği kestik tavırlarını yaşına veriyorum, ama yanında cezasıyla beraber! Şu sıralar çok üzerine gidemiyorum çünkü artık altına bez bağlamıyoruz. Tuvalete gitmesini öğretiyoruz. Ama çocuk değişimden hoşlanmıyor, kuralları bozulsun istemiyor. Dolayısıyla tuvalet olayına da hafif bir direniş gösteriyor. Yanlış anlaşılmasın altına yapmıyor, çünkü üzerinin ıslanmasını sevmiyor. Alternatif olarak çişini tutuyor. Velet yetişkin bir adam gibi çişini tutabiliyor. 'Çiş var mı' sorusunun yanıtı hep NO hep NO! Terinin son damlasına kadar tutuyor ta ki tutamaz vaziyete gelene kadar sonra tuvalete koşuyoruz! Bu konuda bana çekmiş sanıyorum, ilkokul hayatım boyunca bir kez olsun girmedim o okul tuvaletine...
Anto bir yandan tuvaletle ateşkes sağlamaya çalışırken, Alex de artık katı gıdalara geçiş yaptı. Kendimi sürekli level atlamak zorunda olduğum Candy Crush oyununda hissediyorum. Evdeki hayat da aynen Candy Crush'da olduğu gibi; başarıyla tamamlanmiş bir level'dan sonra daha o başarıya sevinemeden bir sonraki level'in sorunlarıyla başbaşa kalıyorsunuz. Çocukluğumda şeker kız Candy'e bayılırdım, şimdiler de ise Candy Crush'da level atlayabilmek için ayılıp bayılıyorum!!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder