20/11/2009 09:39
Sevgili Sevdikceler,
Pirpirdan indik, yine acayip bir sicak, valizler elimizde ciktik disari..Hemen kapida bizi karsilamaya gelen Kempinski'nin soforu ve super konforlu jeep'imiz haziroldaydi..... Once soguk havlu ikram etti sofor, elimizi yuzumuzu silip ferahlayalim diye, sonra 2 sise soguk su tutturdu elimize... Allah razi olsun dedik, tuttugun altin ve/veya soguk su olsun!!!! Yola koyulduk, yaklasik bir saat gittik, adanin kuzey dogusuna..Mubarek Tanzaya'da hic bir yere 10 dakikada gidilmiyor... Yollarda surunmeyene kiz da vermiyolarmis :-)
Zanzibar, Tanzanya anakaraya 25 mil uzaklikta, pardon yakinlikda bir ada.....Aslinda adalar grubu, bizim Zanzibar diger bildigimiz esas ada Unguja, hemen yani basinda kiz kardesi Pemba var....Irili ufakli bir kac adacik daha var etraflarinda, onlar da kuzenler olsa gerek......
Zanzibar bana biraz Anadolu'yu animsatti garip bir sekilde, "kimler geldi hayatimdan kimler gecti" acisindan...Asurlular, Sumerler, Misirlilar, Fenikeliler, Persler, tarihin bir doneminde bu adada bulunmuslar... Sadece onlar mi, Hintliler, Cinliler, Portekizliler, Ummanlilar, Hollandalilar, ve tabi ki her yere burunlarini sokan Ingilizler.... Ama maalesef herkes bizim gibi tatile gitmiyomus Zanzibar'a, balayi ciftleri de yokmus o zamanlar.....Amac sadece fildisi, baharat ve kole ticaretiymis......
Otelimizin adi Zamani ( gecmis zaman demekmis, benzerlige bak), tabi yine Kempinski zincirinin bir halkasi...Hem de ne muhtesem bir halka....Yine resmi gecit torenleriyle karsilandik, elimize kokteyler tutusturuldu hemen, tekrar soguk havlular, "Sagolun ben daha yeni silindim, eksik olmayin" dedim.....Sonra baska bir gorevli elinde koca bir demet cicekle geldi, "Congratulations" diyerek buketi elime tutusturdu.....Herkes akabinde "congratulations" diye hepbir agizdan koro yapti...Ben dumur bir sekilde, acaba yollarda cektigimiz cilelerin farkinda olduklarimi icin mi, yoksa pirpir ucaklar dusup de olmedigimiz icin mi bizi tebrik ediyolar diye merak ederken, birden jeton dustu... Biz balayi ciftiydik!!!!! Nedendir bilinmez, bizi o sekilde hayal etmisler kafalarinda....Biz de tabi caktirmadan, sagolun varolun, evliligimiz de bu cicekler kadar taze ve pak diyerek role play'e basladik.... Daha sonra odamiza gittigimizde yatagimizdaki gul yapraklarindan yapilmis kalbi gorunce adam akilli havaya girdik :-)) Hatta bu canim cicim aylari acaba ne zaman biter diye hafif bir endise bile basgosterdi!!!!! O zaman anladik ki, basimiza gunes gecmisti :-)
Hint Okyanusu tam karsimizda, mavi ve yesilin butun tonlariyla sonsuzluga uzaniyordu...Sahil bembeyaz incecik kumlarla kapliydi, ve hemen dibinden hindistan cevizi agaclari ve palmiyeler basliyordu, gerisi de yemyesil uzanip gidiyordu.. Ne yuksek binalar, ne evler, ne oteller, yesili ve maviyi bozacak hic bir sey goze carpmiyodu....Bizim otel bile sahilden kesinlikle gorunmuyordu.... Tesisleri gerilla taktigiyle insa etmisler mubarek....
Sayili gunlerimizi kumsalda yan gelip yatarak ve yan gelip yuzerek gecirdik..... 20 kusur saatlik yolculuk, erken kalkislar, tangir tungur safariler, pirpirlarin acisi agir agir cikiyordu.... Ben uzun zamandir Londra'da basucumda duran, Zeynep'ten devraldigim, Elif Safak'in Ask adli romanini okumaya koyuldum.... En son ne zaman bir roman bitirdigimi hatirlayamadigim icin utanc icinde olsamda, romani 3 gunde bitirerek kendimi, kendi kendime affetmistim! Okumayanlara tavsiye ediyorum, benim simdiye kadar hic ilgilenmedigim yabancisi oldugum bir konu uzerine roman.... Yok canim, ask'tan bahsetmiyorum..Aski bilmez miyim ayol, bugune bugun Zamani'nin en taze gelini, cicegi burnundasi olarak Askin tam ortasindayim :-) Bilmedigim Mevlana, dervis, benliginden arinma, teslimiyet olgulariydi....Sanki Zanzibar'da sahilde uyuya kalmis, ruyamda Konya'ya gitmistim, 13. yuzyila.....Elif Safak'in uslubu beni sasirtti, sanki bir kadin degil bir erkek yazmis gibi hissettim kitabi.....
Okyanus cekip gittiginde ben de Ask'a dalip gidiyordum.... Tekrar gulu seven dikekine katlanir mevzusuna donmem gerekiyor olayi izah edebilmem icin....Muhtesem bir deniz ama her dakika yuzulmuyor, deniz sizinle yuz goz olmuyor..... Belli saatleri var, sizin degil onun cani cektiginde yuzebiliyorsunuz....Kizdirmaya da hic gelmiyor, aninda mekani terk ediyor....Anlayacaginiz biraz basina buyruk, asabi..... Ben blue caginda mi acaba diye merak ederken, sevgilim olayi izahata gecti....Med-cezir....Ayin cekim gucu, 6 saatlik araliklarda sahilimizi bizden cekip aliyordu.... Onca su, gozumuzun onunde yavas yavas ufka gidip, yine ayni sekilde geri donuyordu.....Olayi Orta 1 cografya kitaplarindan biliyor olsam bile, hic bu kadar yakindan sahit olmadigim icin cok etkilendim, cahiliyet iste naparsin! Ben Akdenizliyim, o da kapali ve ufak bir deniz oldugu icin gel-git olayi farkedilmiyorsa suc benim mi, bizim orda oxford vardi da ben mi gitmedim?????
Biz butun gun yuzdugumuz yerlerde aksam 5 sularinda yuruyor oluyorduk, yerden deniz kabuklari toplayarak..... Ama itiraf etmem gerekiyor ki, bu olay bana cok sinsice geldiginden olsa gerek pek hosuma gitmedi.... Normalde acilip yuzmesini seven ben, cok uzaklara gidemedim....Gidip de donemem, donup de bulamam korkusuyla......
Biz iki full gun, sahilde yan gelip yattiktan sonra “yeter” dedik....Alismisiz ya action'a, iki gun huzur dokundu bize....Hemen resepsiyona giderek, "eee napilir bu adada yan gelip yatmaktan baska" seklinde sorguya gectik, meyer yapacak ne cok sey varmis!!!! Hemen omunuze koca bir dosya koydular buyrun secin begenin dediler!!!! Biz de sectik, ama arsiziz ya, 3 farkli turu sectik, biz hepsini bir gunde yapmak istiyoruz dedik.... Koskoca cicegi burnunda balayi ciftine hayir diyecek halleri yok ya, hay hay dediler....
Biz ertesi sabah erkenden yollara dustuk, yine sahsimiza ozel jeepimiz ve super soforumuz Omar'la... Yollar asfaltti, ama Omar'in dedigine gore 5 sene oncesine kadar heryer toz toprakmis...Biz yerlesim yerlerinin icinden gecerken anladik ki, Zamani bambaska bir zamandaymis harbiden de.....Yol boyunca, kerpic ve tugladan tek goz evler, cogunun camlari yok, kimisinin catisi bile yok, ufak ufak dukkanlar , bakkallar, hirdavatcilar......Sokaklar insan dolu, cogunun ayaginda ayakkabi yok, cogu cocuk... Minicik kamyonet tarzi araclar hakim trafige, dolmus niyetine.....Arkasina 19-20 kisi aliyor, iki sira halinde, ustleri de bandanayla kapali, bir cesit guneslik.....Heryerde inekler, tavuklar dolaniyor.... Bir o kadar da mobiletli var yollarda.... Fakirlik diz boyu.....Omar'a sormadan edemiyorum, turizmden gelen para nereye gidiyor diye.....hukumet butun maaslari kontrol altinda tutuyomus.....Gelen paranin cogu otel sahiplerine ve isletmecilerine gidiyormus....Zira bir ogretmenin aylik maasi 50€. Hayat maalesef hic bir yerde adil degil ama kimilerine hic degil..... Butun bu fakirlige ragmen, Zanzibar'da suc orani acayip dusukmus.....Halk bi sekilde mutlu yani... Eh benim de boyle kumsallarim olsa, butun sene yazi yasasam, butun gun agactan kopardigim meyveleri yesem heralde ben de derdi tasayi pek takmazdim!!!!
Bizim istikamet Stone Town.......Adanin en eski ve aslinda tek sehrimsi yeri.....Zanzibar'a tarih boyu yolu dusmeyen kalmamis ama esas olarak Persliler (simdiki Iranlilar) ve Ummanli Araplar hukum surmusler...O yuzden ki adanin nerdeyse tamami musluman... ( Zira beni de uyardilar, kendine ceki duzen ver, omuzlarin acikta kalmasin, sakin mini falan da giyme diye...Ben de 35 derecede popomda pantalon gomlekle gezmek durumunda kaldim, buram buram terleyerek!!! ) 8. yuzyilda Arap tuccarlar ayak basmis ilk adaya...Yuzyillar boyu Muson ruzgarlariyla adaya tasinmislar....1800'lerin basinda Umman'da Busaid hanedani adayi ele gecirmis ve de 130 yil birakmamis! Adadaki en buyuk evler, yapilar hep Araplardan kalma....Adanin Oryantal tarafini Araplara borcluyuz yani.... Ancak Araplardan cok daha once Persliler hakimmis adaya.....Persliler butun gun muz, mango yiyedururken, Portekiz'de biz kasif/kesif modasi bas gostermis....Kadinlar, "ay bizim bey gecen hafta umit burnunu kesfetti ayol", "aa oyle mi, bizimkisi de guney amerika'ya ayak basti dun..." seklinde sidik yaristirirken, oteki komsunun kocasi kalkip Zanzibar'a kadar gitmis....Sonrasinda Portekizliler hala kizi Zehra gibi yerlesip Perslileri yerinden etmisler... Portekizliler de 200 sene kadar muz ve mango yedikten sonra, Ummanli Sultana yeni dusuk tasi taragi toparlayip gitmisler.... Ancak Portekizliler'in Afrika'yi kesfi huzurun sonu olmus...Bu insanlar hem siyah, hem de katolik degil diyerek, olsa olsa kole olurlar sonucuna varmislar!!!
Ummanlilar, adaya hakim olunca, baharat yetistirmeye baslamislar....Bir yandan da fildisi ticaretine girismisler....Ama giristikleri en feci is bu vahsi kole ticaretine on ayak olmak olmus.... O zamanin en meshur kole tuccari Hamed bin Muhammed al-marjabi, lakabi Tipu tip, milyonlarca Afrikaliyi toplayip Avrupa'ya satmis, yani Tipi tip gibi sevimli bisiy diilmis.....Koleler Avrupa'nin yanisira Amerika'ya ve Osmanli'ya da yollaniyorlarmis.... Ben simdiye kadar hep Amerika'yi, Avrupa'yi suclarken, asil arada paravan sirket gorevi gorup, bu isten en cok parayi kazanan Araplari atlamisim....
Stone Town'da, bizi acayip kotu kokan bir tur rehberi karsiladi..... Adam oyle feci kokuyodu ki, ben kendisinden en az 5 metre uzak durarak, anlattigi hic birseyi duyamadim.....Zavalli sevgilim adamcagizi dinleyip sonra gelip bana anlatiyordu....... Kole ticaretinin merkezi olan yerde simdilerde bir Ingiliz kilisesi duruyor. Biz de kiliseyi ve de civarini gezdikten sonra, ben daha fazla bu kokulu tura dayanamayarak, adama yukluce bir bahsis verip hamama gitmesi dilegiyle ayrildim ordan....
Biz Stone Town turumuza devam ettik, sokaklari daracik, kapilari muhtesem sehir bana Tunus'daki Medina'yi hatirlatti....Ama burasi ordan 10 kat daha yikik dokuk ve de pisti.....Bense sicaktan, ve pislikten bunalmis, kole ticaretiyle uzuntuye bogulmus, bogazim dugumlenmis bir sekilde yeter dedim, gidelim bu diyardan.....Ben mavi yesil denizimi ozlemistim!!!!
Tarihe geri donecek olursak....1896'da Ingilizler gelip adaya savas acarak, kontrolu ele almislar.... Isin komik tarafi dunyanin en kisa suren savasi olmus, tam tamina 38 dakika!!!!! Tabi kolelik olayi da son bulmus.....Zanzibar bir Ingiliz kolonisi olarak hayatina devam etmis... Zira orda da Afrika'nin cogu memleketinde oldugu gibi trafik ters, yani bize ters!
Diyeceksiniz ki bu Zanzibar ne zaman gelen gidenden kurtulup bir rahat nefes almis,kardesiim!!! 1963'de Ingilizler adayi terk edip, zanzibari zanzibar'a birakmislar...... Ama cok uzun surmeden onlar Tanganyika ile birlesip bugunku Tanzanya olmuslar.... Tan-Zan-ya.....
Biz Stone Town'un ara yollarindan sahile dogru yururken, onumuze hic beklemedigimiz birsey cikti..... Freddie Mercury... Rahmetli meyerse 1946'da Stone Town'da tam da onunde durdugumuz evde dogmus!!! Iranli bir ailenin cocugu, Faruk Bulsara olarak, Stone Town'un icinde dunyaya gelip, butun dunyayi yerinden sallayan bir idol olmus..... Aklima hemen Thierry Henry geldi, Karayiplere gittigimizde, O'nun dogdugu ufacik, icinde keciden baska birsey olmayan adaya gittigimiz gun....O zaman da bak atlantik okyanusunda ufacik bir adada dogmus, simdi dunya capinda futbolcu vay anasina diye gecirmistim icimdem.... Tamam, bugun de dunya capinda "cheater'a" cikti adi ama naapalim..... El elden ustundur diye bosuna dememis atalarimiz..
Biz sahile ulastigimizda, teknemiz bizi bekliyordu..Stone Town'u geride birakip Prison Island'a dogru yola ciktik...Adanin etrafinda Coral Reef olayina snorkelle daldik...Sonrasinda bu ufacik adaya ayak basip, tam 175 yasindaki dev kaplumbagalari gorduk..... Ben onlara hormonlu kaplumbaga diyorum.... Ancak olumsuzlugun sirri onlarda sakli....Hemen merak icinde bu havyanlar ne yer ne icer ogrenmeye calistik ki bizde hemen ayni diyete baslayalim!!!!! Ama gelin gorun ki ac gozlu insanoglu 175'lik kaplumbagayla bir olur mu??? Biz hemen ardindan salamli sucuklu pizalari goturduk......
Omar'in bize son kiyagi ise Zanzibar'da gun batimi oldu.....Zira bizim otel adanin dogu kiyisinda oldugu icin gunesin batisini gorememistik.... Bizi kendi bildigi turisten uzak bi sahile goturdu.....
Son gunumuzu kumsalda gecirdik...Ben Ask'i bitirdim....Sonrada havalanina dogru yola ciktik.... Son pirpir ucusumuzu da yapip Dar Es Salaam'a indik, ve de ertesi sabah Londra'ya dogru havalandik... Hava acikti, ben yol boyunca onumdeki ekranda film seyrederken goz ucuyla da camdan disariyi seyrettim.... Yaklasik 4 saat kadar collerin uzerinde uctuk.....Libya colu, Sahara colu....Okyanus gibiydi, sutlu kahve bir okyanus.....
optum
aslihan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder