30 Kasım 2011 Çarşamba

Enerji topum...

22/11/2011 12:48

Sevgili Canikos,

Zamanin nasil gectigini anlayamadigim bir donemdeyim. Ise baslayali bir ayi gecti... Oglum 9 ayi neredeyse devirdi. Artik icerde ve disarda gecirdigi zaman esitlendi sayilir! Kendisi bir enerji topu seklinde...Serseri mayin gibi bir o tarafa bir bu tarafa emekliyor. Cok da hizli, gozumuzu ayirmaya gelmiyor. Mutfak cekmeceleri favori mekani, bir de sebzeligi kafasina dusurmek gibi bir ideali var su siralar...Gidip gidip patatesleri soganlari salliyor, biz de arkasindan tabi ki. Bi de yeni moda ciglik atiyor ki, siz deyin 100 desibel ben diyeyim 1000.  Mama sandalyesinde de oturmayi sevmiyor, araba koltugunda da. Cocuk genel anlamda oturmaya karsi, bir o kadar da uyumaya karsi. Bu kadar tembel bir anne-babadan nasil boyle bir cocuk cikti anlamiyoruz. Sabahin besinde, kor karanlikta, O'nunla oyun oynarken buluyoruz kendimizi. Gercek mi ruya mi idrak edemiyoruz.

Karga kakasini yemeden uyanarak o kakayi ben yemis gibi dolaniyorum butun gun etrafta! Gun icinde tuketilen kahve sayisi ayyuka ulasti! Evet bir yandan bebek buyutmek, bir yandan calismak, diger yandan da normal hayatini yasamak cok zormus! Ama Antoine o kadar seker suratli bir yaratik ki, su an kahvemi yudumlarken O'nu ne kadar ozledigimi dusunuyorum!

Dadisi Aysel O'na "bal kabagi", donusumlu olarak "bal bocegi" diyor. Bal gibi tatli, kabak gibi kel kendisi! Hali hazirdaki uc bes tel saci da acik renk oldugu icin gorunmuyor. Bu saclar ne zaman cikacak diye merakla bekliyoruz. Ama annemden aldigim istikbarata gore, ben de ilk 2 sene kel gezmisim, hic sacim yokmus... O yuzden annem bana hic elbise giydiremezmis. Resimlerime baktigimda anliyorum durumu, surekli erkek cocugu kiyafetleriyle gezmisim bir kac sene.

Aysel'e gelince simdilik hersey yolunda gidiyor, cok sabirli ve sevgi dolu. Antoine'nin herseyiyle ilgili, yedigi ictigi disinda, gelisimini de takip ediyor. Oyunlar oynuyolar, kitap okuyorlar, Aysel O'na bir de flut caliyor. Beraber mahalledeki aktivitelere gidiyorlar. Hatta haftada bir kutuphaneye gidiyorlar. Bir grup bebek kutuphanede toplanip kitap okuyorlar, sarki soyluyolar. Antoine'nin bizim mahallenin kutuphanesine kayitli olusu cok komigime gidiyor, adamin kutuphane karti var! Onun sayesinde benim de oldu tabi!
Utanilacak bir ani aslinda ama benim ilk kutuphaneye gidisim, universite yillarina dayanir. Adana'da halk kutuphanesi ne tarafta, var mi yok mu bilmem, bizim lisenin kutuphanesi var miydi onu bile hatirlamiyorum. Gelin gorun ki, oglum 8 aylikken olaya girmis vaziyette! Insallah bu durum pozitif bir etki yaratir kendisinde...  Zira su an kitaplara bakar gibi yapip bir anda agzina sokuyor ve kemirmeye basliyor. Anlayacaginiz kendisi tam anlamiyla bir kitap kurdu!!!

Ben her aksam 6'ya dogru isten firlayip, Anto'nun banyo saatine yetismeye calisiyorum. Kendisi suyu seven bir canli. Ordegi ve baliklariyla suyun icinde cok mutlu, bir de allah goz yakmayan sampuani icat edenden razi olsun!  Sonrasinda uyku seansi basliyor. Saat 7 civarlari uyumus oluyor ta ki ilerleyen saatlerde uzerine su dokulmus Gremlin'e donusene kadar!

Sabah 6 civarlari full-on bir sekilde uyaniyor. Anne baba ile oyun saati, uyku da neymis... Ta ki Aysel gelene kadar, o gelir gelmez, oglumuzu ona satip tekrar ruyalar alemine daliyoruz.. 45 dakika sonra tekrar uyanip, ikinci defa hayata baslamiz oluyoruz.

Boyle bir kosusturmacanin icinde zamanin nereye gittigini anlamak zor tabi. Tamamen yeni dunyada farkli canlilar seklindeyiz, eski hayatimiz fotograflarda kaldi. Ama biz yenisinin de bol bol resmini cekiyoruz, cunku biliyoruz ki ileride bu gunleri de ozleyecegiz.

optum
aslihan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder