30 Kasım 2011 Çarşamba

Yavru vatan dip notlari (Kibris)

07/04/2010 13:36

Sevgili Canoslar,

Yavru vatan Kibris'tan yeni donduk....  Kibris, benim cocukluk yazlarimin gectigi ada.... Ondan yillar sonra universite okudugum ada olusundan dolayi da benim icin cok degerli bir yer... Ilk gidisim 1977'dir, daha dun gibi hatirliyorum diyemiyorum malum 1 yasindaydim.
Cocuklugumun en gusel tatilleri orda gecti, Magosa'da Salamis Bay otelinde... Herkesin, bi suru cocukluk genclik hatirasinin oldugu bir yazligi vardir ya, bizim de yazligimiz Salamis Bay oteliydi.. Her yaz, en az 1 ay kalirdik, hep ayni suit odada...yaklasik 13 sene her yoklamada, "burda" dedik :-)

Gecen Cuma ise, universitemin davetlisi olarak geri dondum Magosa'ya ve okula tam 12 sene sonra... Endustri Muhendisligi ogrencilerine seminer vermek icin.... Onceleri istemedim, ben ne anlatirim, ne derim, cikip da 40-50 kisinin karsisina... Hafif heyecan ve cekingenlik bir yandan, okuluma olan gonul borcum diger yandan cekistirirken, tamam deyiverdim.

Biletleri aldik, bavullari toparladik ciktik yola..... Persembe gece Londra'dan ayrilip butun geceyi ucakta gecirip ertesi sabah indik Lefkosa'ya.... Ben uykusuz, yorgun bi sekilde kostum okula, arabadan iner inmez de dogru seminer salonuna... Oturup bi soluklanalim, cay kahve icelim yok... cunku ucak rotar yapti ve zaten 20 dakika gec kaldik... Ben kendimi bir anda bana bakan 50 kadar ogrencinin onunde buldum....Sessiz bi sekilde ne anlatacak diye bekleyen tipler, hepsi de benden en az 10 yas kucuk... Mezun olacaklar yakinda.... On saflarda da hocalarim...  Sesim guzel olsa bi sarki patlatirdim diye dusundum, eglenceli bir giris olurdu :-) Ama ciddiyetimi bozmadim... Hayatimindan yaptiklarimdan bahsettim.... Dusundugumden daha rahattim, ilk cumleden sonra devami geldi zaten..... Sonrasinda ogrencilerin sorularini cevaplamaya calistim.... Isin en kolay tarafi ise Ingilizce olusuydu.... Oldu da bitti masallah diyerek ayrildik.... Hocalarimla biraz hasret giderdik, eski gunleri yaad ettik, yeni gunleri konustuk....

Kiralik arabamiza atlayip okuldan ayrildik.... Muhtesem bir hava vardi Kibris'ta..... Gunluk guneslik piril, ve de denizden gelen guzel bir esinti.... Biraksalar oracikta kalirdik uzuuuuun bir sure...

Cumartesi Girne'nin yolunu tuttuk.... Sevgilimle en sevdigimiz tatil sekli, ikimiz ve bir adet kiralik araba.... Kim tutar bizi... Malum daha onceki Kibris tatilimizde ( ki bana sorarsaniz bizim simdiye kadar ki en guzel tatilimizdi o) gezilmesi gorulmesi gereken heryeri gezmistik...  O yuzden gorulmedik yerleri kesfetmek istedik.... Gece bir barda tanistigimiz Kibris'li bir cocuk bize Maronitlerin koyunden bahsetti.... Ben cahil cuheyla olarak Maronitlerden habersizdim... Kimdir ulen bu Maronitler, ne isleri var bizim Kibris'ta!!! Meyer Maronitler hem katolik hem araplarmis... Katoliklerin farki bir boyundan, Lubnan'dan yayilmislar...1200 yil once de gelip Kibris'a yerlesmisler...Yari Turkce yari Rumca ve hatta Aramaic dilini konusan, geleneklerine goreneklerine cok bagli ufacik bir topluluk.... Aramaic Hz.Isa'nin konustugu dil...
Girne'nin kuzey batisina dogru bir tepede Korucam diye bir koyde yasiyorlar... Dar sokaklari, muhtestem dag ve deniz manzarasi ve de kocaman kilisesi ile ilginc bir yerdi.... Maronitlerin dunya capinda sayilari 3,5 milyon kadarmis, ve de baya dagilmislar.. Latin Amerika'dan Avustralya'ya her yerde bir avuc da olsa mevcutlarmis...

Biz Korucam'da kendimizi ufak bir Rum koyune gelmis gibi hissettik.... Ama bizi Maronitlerin ayagina goturen asil  amac yemece icmeceydi... Acayip meshur bir et lokantasi, kilisenin hemen karsisinda, adi Yorgo'nun yeri.... Salas bir lokanta ama tiklim tiklim, insanlar kuyrukta.... Eh biz de girdik kuyruga, 10 dakika kadar suratimiza bakan olmadi... Sonra kirik bir Turkce konusan, orayi evirip ceviren bir kadin oturttu bizi bi koseye..... Oturduk, bi 10 dakika daha bekledik, vizir vizir isleyen bir restoran, ari kovani gibi....Sonunda garson cocuklardan birini yakaladik, ne yenir ne icilir menude neler var diye anlasmaya calistik ama cocuk ne Turkce biliyo ne Ingilizce... Bes dakika kadar cebellestikten sonra, "tamam canim sen isine bak bize kralice ariyi yolla" dedik...Patronice gelip masamizi sereflendirdi, yaklasik 10 saniye kadar... "Ok we bring food" dedi... Iyi guzel de ne yemegi!! Anladik ki secmece yok, menu yok, itiraz yok... Diktator bir restoran Yorgo'nun yeri... Bir tek Yorgo'nun borusu otuyor orda!!! Zaten tek turistte bizdik!  Sonra yemekler gelmeye basladi, meze uzerine meze....geldikce geliyor.. dur diyemiyosun....Eh bizde de dur diyemezsen ye dersin...En sonunda da tas firinda pismis yarim kilo kuzu etini koydular onumuze!!!  Biz sevgilimle sok icince ete bakarken, yan taraftaki mutfakta Pyshco filminden firlamis Maronit teyzem elinde satirla surekli et kesiyordu.... Yiyebildigimiz kadar yedik....Ama bitiremedik.... Hesabi odeyip ciktik.... Mide fesatlari gecirerek tekrar dustuk yollara.... 

Donus yolunda Mavi Kosk diye bir tabela gorduk.....Nedir ne degildir bilmeden daldik iceri....Askeri bir kislanin onune geldik, askerler durdurdu bizi... Allah dedik  yanlis geldik.... Salak gibi her gordugun kosku senin mi sandin yahu derken... Askerler girebilirsiniz, halka acik burasi dedi... Kimliklerimizi kapiya birakip arabayla devam ettik... Sevgilim biraz tirsmis bir vaziyette, bu gidisin donusu olacak mi diye dusunurken, Mavi Kosk belirdi....

Mavi Kosk meyersem, 1950'li 60'li yillarda italyan asilli bir Rum silah tuccarinin eviymis.... Muhtesem manzarasi, retro dekorasyonu, bi suru ilginc hikayesiyle etkiledi bizi... Sanki bir hollywood filminin setinde gibiydik, anlatilan hikayeleri de sanki bir film senaryosu dinler gibi dinledik... Pavilides gaddar ve kotu oldugu kadar cok da yakisikli bir adammis... Dedim ya hollywood filminin yildizi.... Sonra 1974 Baris Harekatinda, evine yaptirdigi tunelden kacmis.... Tunelin girisini gorduk ama cin fikirli Pavilides tunelden gectikten sonra, patlatmis gectigi yollari... Bugune kadar kimse tunelin nereye ciktigini bulamamis... Kolay girer zor cikar hesabi!!!! Evin en buyuk ozelligi de hicbiryerden gorulmemesi, evden taa Turkiye sahilleri bile gorunurken, ev tamamen kamuflas....

Biz de tam tersi zor girdigimiz mavi koskten kolay ciktik...  Kalan gunlerimizde en sevdigimiz balik ve et restoranlari, Girne Limani, Bellapais'de gezinti seklinde gecirdik... Geceleri ise en sevdigimiz aktivite kumarhanelerdi... Rulet masalarinda acayip eglendik, malum icki de bedava ve de Kibris gezimizi 125$ net karla kapadik...Oyle demeyin, milletin nassi kayiplar verdigini gorseydiniz anlardiniz bizim basarimizi!!!!! Bi de hem askta hem kumarda kazanilmaz ki!! Biz de bu kadar ask olunca, kazanc da anca 125$'la sinirli kaldi, buna da sukur! Kibris'taki Casino'larin en kotu tarafi sigara icilir bolge oluslari.... Biz yine  kendimizi zaman tunelinden gecmis gibi bulduk....

Ikinci Kibris cikartmamiz da ilki gibi super gecti... Ben dedim ya 1977'den beri Kibris'a giden biri olarak, heryeri avcumun ici gibi bildigimi sanirken, hic haberimin olmadigi yerler kesfederek hem utandim hem de kendimle gurur duydum!!!!!! Yavru Vatanin en cekici tarafi hala yavru olusu bana sorarsaniz... Az gelismis zannedilir ama tasi topragindan medeniyet fiskiriyor, kimler gelmis kimler gecmis,  hala  bakir,  hala gizemli, hala problemli.... Ortaya karisik meyve tabagi gibi bir ada Kibris...  Anlamasi ve anlatmasi zor, ama yemesi icmesi gezmesi kolay...

Biz o adayi geride birakip kendi adamiza donduk... Bizimkisi maalesef yagmurlu....

optum
aslihan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder