30 Kasım 2011 Çarşamba

Miro ve Anto

26/07/2011 11:08

Sevgili Sevgililer

Oglum uyudu, normal zamanindan 2 saat erken, ama normal bebeklerin uyku saatinde.. Bizimkisi biraz anormal…Az uyuyan az yiyen cinsten…Haricinde cok komik bir tip. Daha dogrusu son zamanlarda komiklesti… Surat, mimikler, hareketler, tepkiler. Sevgilim, ben  ve  O cok egleniyoruz..Minik bir maymun sahibi olmak gibi birsey! Insanin kendi cocuguyla dalga gecerek eglenmesi normal mi bilemiyorum. Ama elimize malzemeyi veren kendisi….

Pazar gunu, Tate Modern’deydik, Miro sergisinde. Miro benim gormeyi cok istedigim sanatcilardan biriydi ( sahsen kendisini degil,eserlerini tabi ki..zira kendisini gormek icin Barcelona’daki aile kabristanina gidilmesi gerekir!). Surrealizm her zaman ilgimi cekmistir..Istanbul’da Picasso sergisini yine sevgilimle gezmistik.. Gezdigimiz sehirlerde de muze hakkimizi genellikle modernden yana kullaniriz, eger kullanmaya karar verirsek . New York’da Guggenheim, Paris’te modern sanat muzesi, vs. vs.

Surrealizm, bir cesit abukluk, kopukluk durumu. Miro’nun eserlerine bakarken bir yandan “ya bana da bi kova mavi boya verin yeminle ben de aynisini yaparim” diye dalga gecerken, diger yandan da neden ve nasil diye dusunuyordum. Modern sanat yapandan cok bakan icin yorucu birsey. Yapan bir sekilde yapmis, bakan saatlerce kafa patlatsin diye. Naturmort tablolardaki gibi bir salkim uzum ve iki adet elmaya bakmaya benzemiyor surreel eserlere bakmak. O yuzden de elini kolunu sallayarak gidip, hizlica bakip, yapanin ellerine saglik deyip cikilamiyor isin icinden. Sanatciyi tanimak, anlamak, hangi donemde neyi neden yaptigini, ne anlatmak istedigini bilmek gerekiyor…O yuzden yorucu, bir o kadar da o yuzden keyifli bir is bakan icin!

O yuzden Miro’yu anlamaya calistik, ve sanirim anladik, cunku cok iyi anlattilar bize. Havasindan midir suyunda midir bilemiyorum ama Ispanya surreal, moden, kubik akimlarin babalarini yetistirmis hep, Picasso, Dali, Miro, Gaudi… Ispanya’nin yetistirdigi derken, Miro’nun kemiklerinin sizladigini hissediyorum..Cunku O koyu bir Katalan (butun Katalanlar gibi). Miro’nun hikayesini dinlerken, aslinda Ispanya’nin yakin tarihini dinlemis olduk. 1936’dan 39’a kadar cok kanli bir ic savas, katledilen yuzbinlerce insan.. Hukumeti devirip ulkenin basina gecen catlak fasist bir diktator, General Franco. Franco, butun azinliklarin anasini aglatmis, Katalanlarin, butun haklari ellerinden alinmis, dilleri yasaklanmis. Kadinlarin universiteye gitmesi, hakim,savci gibi gorevlere gelmesi engellemis. Franco’nun iktidari sirasinda 150,000 insan oldurulmus. Iktidari tam 40 yil surmus, esaret icinde gecen 40 yil. Ispanya deyip gozumuzde buyuttugumuz, Avrupa Birliginin bir parcasi dedigimiz Ispanya demokrasiye 1975’de  kavusmus. O da Franco’nun ruhunu teslim etmesiyle mumkun olmus. General Franco’dan sonra Kral Juan Carlos basa gecmis, ve bir kral icin cok garip bir davranis olmasina ragmen diktatorlukten demokrasiye gecis yaptirmis.  Tabi bu asamaya gelinene kadar bir suru baska olaylar da cereyan etmis; ikinci dunya savasi patlamis, 1959’da zamanin teror orgutu ETA ortaya cikmis, “Baskliyiz basariz” demisler, ve basmislar.


Boyle turbulansli bir Ispanya ve Avrupa’nin icinden cikmis Miro..Butun bu yasananlari O’nun eserlerinde gormek mumkun…Ama dedim ya gorebilmek icin, anlamak lazim, yoksa kendinizi bos bos geometrik sekillere bakarken bulabilirsiniz!

Sevgilim ve ben, Ispanya cozumlemesi yaparken, minik Antomuz da yari uyur yari uyanik, yan gozle bakti Miro’nun rengarenk kocaman tablolarina. Muzede o kadar cok bebek ve cocuk vardi ki, sanirim Miro’yu en iyi anlayan onlar oldu!


Anto hala uyuyor, bense yemek yemege useniyorum, gidip yatmak istiyorum ama ac karna uyuyamayanlardanim…

optum
aslihan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder