30 Kasım 2011 Çarşamba

bir zurafam bile yok anliyor musun...

04/08/2011 14:15

Sevgili sevgililer,

Cocuk sahibi oldugumdam beri yeni bir gezegen kesfettim; cocuklu insanlar gezegeni! Aslinda gezegen icinde gezegen...Onlar da bu dunyada yasiyorlarmis! Men in Black'deki gibi aramizda yasayan bu canlilarin daha once farkina varamamistim ta ki onlardan biri olana kadar. Pusetle sokakta yururken karsidan pusetiyle gelen annenin bana ve ogluma bir bakis attigini cogu zaman da gulumsedigini fark ederek basladim,bir cesit sifre misali. Sokaklarda, dukkanlarda, bana gulumseyen, merhaba diyen, konusan, sohbete dalan bir suru tanimadigim insan. Hayatimda bi kere gorup bir daha gormeyecegim bu insanlarda, yaklasik 40-50 saniye icinde hizli bir muhabbet edip  cocuk tarihcelerini ogreniyorum. Yuzlerce anneyle hatta babayla bu sekilde muhabbet etmisimdir. Bu durumu baslarda garipsesem de artik alistim, yeni gezegenimde uzayliyken, yerli oldum. Onlardan biri oldugumu kabullenmek biraz zaman aldi, ama basardim, ve bu durum hic de fena degilmis. Normalde hicbir alakam olmayacak bir suru insanin kisa hikayelerini dinliyorum. Muhabbet "bebeginiz kac aylikla?" basliyor, devami corap sokugu gibi geliyor. Starbucks'taki elemanin 6 yasinda bir oglu oldugunu, Tesco'daki kasiyer kizin 3 yasinda bir kizi oldugunu, bilezik aldigim magazadaki tezgahtar kizin bebegini 8 ay emzirdigini, halilari yikamaya gelen sirketin mudurunun 2 cocugu oldugunu, cok cabuk buyuduklerini, salilari apartmani temizleyen Bulgar gocmeni adamin 2 kizi oldugunu, kizlarinin ingilizce ogrendigi icin cok mutlu oldugunu, daha nicelerinin hikayesini bu sekilde ogrendim.

Dun yine oglumla alisveristeydik, kendisine yeni oyuncaklar almak istedim. Hali hazirdakilerden yavas yavas baymaya basladi, artik cok hareketli, cok merakli, hicbir sey 30 saniyeden fazla ilgisini cekmiyor. Ben simdiye kadar kendisine hic oyuncak almadim sayilir.. Zeynep'in gonderdikleri ve gelen hediyeler sagolsun, bizim birsey almamiza gerek kalmadi. Magazada yarim saat harcadim, tanrim ne kadar zormus 5 aylik bebege oyuncak bulmak! Isikli sesli olsun, yumusak olsun, egitici ogretici olsun, yorucu olmasin, yasina uygun olsun, evdekilere benzemesin derken hafif fenalik gecirdim. Kendimi guzel bir ayakkabi magazasinda ayakkabi secerken hayal ederek sakinlesmeye calistim! Sonunda 3-5 parcada karar kilarak, gururla kasaya gittim!

Sophie bizim memlekette meshur mu acaba? O da ne ya dediyseniz meshur degil demek... Sophie bir zurafa! Ufak, kavucuk, bastirinca ses cikaran dunyanin en basit oyuncagi! Oyuncakcida dikkatinizi cekecek son oyuncak diyebilirim. Gelin gorun ki, dunyanin en meshur zurafasi, Avrupa'da her bebegin bir sophie'si var! Tam bir fenomen bu zurafa! Neden derseniz gercekten bilmiyorum. Kendisi 1961'de Fransa'da dogmus,hem Fransiz hem retro! Ve de 14£ civarinda satiliyor, dunyanin en pahali zurafasi yani!  Sevgilim ve ben bu durumla cok dalga gectik zamaninda, insanlar neden akin akin bu dandik oyuncaga bu parayi veriyor, cocuklar bundan ne anliyor diye...Hatta alan arkadaslar uyardi ,"aman almayin, bizimki 10 saniye oynayip atti bir koseye, tam bir pazarlama hilesi.." diye..
Ancak dun ben bir anlik seytana uyarak aldim Sophie'yi eve getirdim. Antoine'nin dis kasinmasi sorunsalina olsa olsa bu zalak zurafa cozum olur umuduyla ( denemedigimiz urun kalmadi cunku piyasada)Ilk isim korkarak sevgilimi aramak oldu... "Hi, I got Sophie :-/" dedim, 10 saniyelik bir sessizlik oldu, arkasindan bir kahkaha patlatti, ve 3 dakika kadar benimle dalga gecti hakli olarak, sesimi cikaramadim! Butun bu utanctan sonra,motivasyonumu bozmadan heyecanla Sophie'yi yikadim kuruladim, Antoine'nin huzuruna cikardim...Kafasini kaldirip kocaman gozleriyle bakti hayvana, sonra kafasini cevirip diger oyuncagina geri dondu!!! Nasil yani, bu kadar mi, insan bir alir inceler, agzina sokar!!!! Cok sinirlendim, ama yapacak birsey yok, sevgilime de "evet cok sevdi" diye yalan soylemek zorunda kaldim, yeni bir dalga konusu olmamak icin..Dunden beri kendimi Anto'ya Sophie'yi sevdirmeye adadim, ne oyunlar yapiyorum...bana misin demiyo bizimkisi! Sophie de goz gore gore kazik yedigim ilk Fransiz zurafa olarak tarihe gecti... ( merak edenler icin http://www.sophielagirafe.co.uk/p/option_page/4/ )

Ilk oyuncak girisimim basarisizlikla sonuclandiktan sonra, bu sabah torbadan diger oyuncagi cikardim! Kendisi turuncu bir kedi, ne marifetleri var anlatamam..Bir kere konusuyor, sarki soyluyor, sayilari, sekilleri biliyor, kendi etrafinda donuyor, ustune ustuk yuruyor, hem de hicbir seye carpmadan!!!! Dort adet orta boy pille calisan bu aletin, birakin bizim oglandan daha zeki olmasini, sizden benden zeki !!! Paketiyle 10 dakika cebellestikten sonra ( bicak, makas, ne varsa giristim, keske bir baltam olsaydi dedirtti) cikardim turuncu kediyi paketinden..  Antoyu aldim kucagima gururla oyuncagi gosterdim, "yaaa annen boyle bir kadin iste, senden kediyi zurafayi esirgemiyor" edasiyla! Bastim dugmesine, kedi bir anda kendi etrafinda deli gibi donmeye ve sesler cikarmaya baslamasin mi!!! Ben resmen sicradim, bu kadar agresif bir acilis beklemiyordum...Benim korktugumu hisseden ve kediden de bir o kadar korkan zavalli Antoine basti yaygarayi!!! Susturana kadar canim cikti....Cocuk hakli, kedi beni korkutmus onu nasil korkutmasin ki!!! Boylece kediyi ortadan kaldirmak zorunda kaldim....

Anne olarak ilk oyuncak alma girisimim husranla sonuclanmis oldu. Sanirim uzun bir sure oyuncakcilardan uzak duracagim, zira oglumun ruh sagligi acisindan onemli! Simdi Antoine neyle oynuyor derseniz, 500ml'lik ice-tea pet sisesinin icine turuncu mercimek ve pirinc koydum, onunla oynuyor...Hem sesli, hem renkli, hem de IQ'su bizden yuksek degil...eh Demokrasilerde care tukenmiyor...

optummm
aslihan_acemi anne

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder